|
Yazar Boran Nuwal
|
|
Pazartesi, 19 Temmuz 2010 |
|
Güneş, Dicle’nin etrafını sarmalayan dağların ardına sarkıyor, akşamın ayazı soğuk esintileriyle hissettiriyordu kendini. Bizler üşüyorduk, en çokta Deniz üşüyordu. Teninin sıcak olmasına karşın donar gibi bir hali vardı, titriyordu adeta. Kalın elbiseler giyilerek geçiştirilebilecek üşüme hissi değildi onunkisi; Çıkışsızlık duygusunun insanın iradesini etkisiz kılmasının bir belirtisiydi bu. Dolayısıyla etrafındaki olup bitenin kaygısını taşımıyordu. Bir tek ırmağın soğuk yüzüne vermişti kendisini; Gözlerindeki tek hareketlilikti, ırmağın dalgacıklarındaki oynaşı...
Büyüyen gölgeler Dicle’nin üzerindeki aydınlığın ardı sıra kaybolmasına yol açıyor, bununla birlikte ırmağın akıntısının farkındalığıda kaybolmaya yüz tutuyordu. Suyun kayalara çarparak çıkardığı ve insanın içinde sitem etme duygusu uyandıran sesi haricinde ıramağın akışkanlığının ayırtına varılamazdı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Bedri Adanır
|
|
Çarşamba, 26 Kasım 2008 |
|
“Sevinçler hep uzak ihtimallere kilitleniyor;
Berrak sular, keyifle sektirilen taşlarla kirleniyor!”
Henüz uyumuştu Rojbin. Okul formasını üstünden çıkarmadan yatağına kıvrılmış ve öylece uyuyakalmıştı. Gece geç uyumuş, sabah da erken uyanmıştı. Bir saat geçmeden yatağından korkuyla fırladı. Açık bıraktığı pencereden caddeyi baştan aşağı gözleriyle süzdü: Çocuklar henüz dönmüştü okuldan. Sobalar ikinci kez henüz yakılmıştı. Soba kovaları çöpe henüz boşaltılmıştı.
Diyarbekir sessizliği çekmişti üstüne. Görenler korkunun arkasına gizlenmiş sanıyordu Diyarbekir’i. Surlarının dışına itilmiş, savaştan yenilgiyle çıkmış gibiydi... Herkesin gözünde sakladığı bir damla gözyaşı vardı, inadına akıtmadığı. Herkesin söyleyeceği bir söz… Ama suskundu işte şehir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Mirza Boran
|
|
Cuma, 17 Ekim 2008 |
|
Adım eylül kan kırmızı eylül, anamın sol memesi sızısı. Gözlerimin bağı zindanlarda. Babamın gözetimi gibi değil gözaltları. Baba şefkati yok alınmalarda.
Siyah soğuk alınmalarda, tenimde ruhumda morluklar. Kayıpların adıyım kan kızılı. Geleceğe umudum inadına… Nenemin ağzında zılgıtım, dağ başlarında yankılanan,çizgilerinden akan yaşım.Başımı çıkartırken anamın kuytuluklarından babamı almış gözü dönen baykuşlar.Babasızların adıyım,mağrurlu bakışlarım babam
İhtilallere inat ihtilal yapmış anam,dimdik durmuş zebanilere adımı eylül olmuş,babam kokan.Babamın yattığı zemin ıslak ve pis kokuluymuş ,saat başı dayak yemiş yüreğim.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Emirali Yağan
|
|
Pazartesi, 10 Mart 2008 |
|
Gitgide kızışıyordu lotarya savaşı Otuz kupona kör testereler, pompalı tüfekler ve yasal cinayet sertifikaları dağıtılıyordu gazeteler! ve sonunda sokağımıza kadar geldiler. her gün biraz daha çoğalarak; yanımızı yöremizi yakıp yıkarak geldiler ve hiçbirimize gidecek hiçbir yer bırakmadılar.
Aramızdaydı katiller; sokağımızın köşe başlarında, inip bindiğimiz duraklarda, kayıtsız yüzlerimizin gölgelediği kalabalık bulvarlarda ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlardı aramızda. inkarın gözü pekti. failler bulunamıyordu. sürülen izler çoğu kez “YASAK BÖLGE, GİRİLEMEZ!” uyarı levhalarının, tel örgülerin, haki renklere boyanan yüksek duvarların ve kapılarında silahlı adamların beklediği müstahkem yapıların öte yüzünde son buluyordu
|
|
Devamını oku...
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 4 Toplam: 142 |