1Yorum MaviUmut yazdi Pazartesi, 17 Mart 2008 11:30
Kalemini hayranlıkla takip ettiğim Dersimin has şairi ve yazarı Emir Ali Yağan abime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
| Bir Faili Meçhulün Günlüğü |
|
|
|
| Yazar Emirali Yağan | |
| Pazartesi, 10 Mart 2008 | |
Gitgide kızışıyordu lotarya savaşı Otuz kupona kör testereler, pompalı tüfekler ve yasal cinayet sertifikaları dağıtılıyordu gazeteler! ve sonunda sokağımıza kadar geldiler. her gün biraz daha çoğalarak; yanımızı yöremizi yakıp yıkarak geldiler ve hiçbirimize gidecek hiçbir yer bırakmadılar.
Aramızdaydı katiller; sokağımızın köşe başlarında, inip bindiğimiz duraklarda, kayıtsız yüzlerimizin gölgelediği kalabalık bulvarlarda ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlardı aramızda. inkarın gözü pekti. failler bulunamıyordu. sürülen izler çoğu kez “YASAK BÖLGE, GİRİLEMEZ!” uyarı levhalarının, tel örgülerin, haki renklere boyanan yüksek duvarların ve kapılarında silahlı adamların beklediği müstahkem yapıların öte yüzünde son buluyordu
Arada işgüzar memurlara yakayı kaptıranlar olsa da, böylesi durumlarda, yetkililer, olaya derhal el koyuyor; öncelikle zanlılara lojistik bir sıkıntılarının olup olmadığı soruluyor, kirli silahları temizlenip yağlanıyor, boşalmış şarjörlerine yeni mermiler sürülüyor, deşifre olanların çehreleri değiştiriliyor, örtülü ödenekten harcırah, sınır ötesi hareket serbestliği için yeşil pasaport, dokunulmazlık kartı gibi olanaklar sağlanarak salıveriliyorlardı arka kapılardan.
başıboş bırakılmış çetelerin kontrol altında tutulabilmeleri kolay olmuyordu elbette. beklenmedik sakarlıklar içinden çıkılmaz sorunlar, terslikler yaratıyordu! sözgelimi, kırmızı bültenle aranan tescilli bir katil, iktidar partisinden bir milletvekili ve Özel İmha Birlikleri kurucusu eski bir polis şefi ve katile rezerve edilmiş görünen bir konsomatrisle aynı araç içinde kazaya geliyor. eti - kemiği iç içe geçmiş bu toplam içinde susturucu, kıyıcı ve beylik silahlarıyla kimin masum, kimin katil, kimin sevk ve idareci olduğu ayırt edilemiyordu. Doktor Mengele gibi kadavra uzmanlarını hayrete düşürür böylesi karmaşık durumlarda, sevk ve idarecilerin vücut kimyaları bozuluyor, ama yine de keyfiyet bozulmuyordu. kokusu çıkmadan ölülerin tez elden gömülmesi gelenektendi. ölü bir katilin ömrüne kaç cinayet sığdırdığının çetelesi tutulamaz, hiçbir hüküm uygulanamazdı. ne ki, ‘ölüsüne bir tas su dökenin de anasını’ ağlatıyordu katiller. Mevtası tabutlara sığmayanın, dirisi bin başlı bir ejderhaya dönüşüyor, olmadık yerlerde baş gösteriyor; ipini kıran dönüp sahibini de dağlıyor, hesapta olmayan cinayetlere karışıyor, uğranmaması gereken adreslerde boy gösteriyor, komuta kontrol merkezleri deşifre ediliyordu. katillerle düğün dernek boy gösterenler, korumasız sokağa çıkamıyor, zırhlı araçlar içinde seyahat etmek zorunda kalıyor, yüzlerine kar maskeleri gereksiniyor, gün ışığından sakınıyor, herkesten kaça gizlene; soyuna düküne insani ağırlıklarından; sonunda beylik silahlarının kabzalarından başka tutunacakları hiçbir tutamakları kalmıyordu. Devlet Komuta Konseyi, katiller arasında düzen ve eşgüdüm sağlanamamasından şikâyetçiydi. birlik ve düzenin sağlanması için kontrol — dışı unsurların tasfiyesi ve Son Kullanım Tarihi geçmiş katillerin imha edilmesi halk sağlığı açısından gerekliydi; gerekli olmasına da, profesyoneller dublör kullanarak operasyonlardan sıyrılmayı başarıyor; olan dublörlere, figüranlara oluyordu. katiller pek hor kullanılıyordu. cinayet alışkanlık yapıyor, kan krizi gideremiyordu. ülke kan kaybettikçe kan gereksinimi daha bir artıyordu. Katillerle Dayanışma Cemiyetleri, artan cinayet talebini karşılamak için uygun profiller arıyor, Toplu Cinayet Anonim Ortakları kamusal cürümler üzerindeki devlet tekelinin kaldırılması ve dileyen herkese kör testereler ve yasal cinayet sertifikaları dağıtılması talebiyle iktidar erki üzerinde baskı oluşturuyorlardı. “Il faut hurler avec les loups!” cinayet kalabalıklara pay edildiği yerde, öldürücü darbeden kimse sorumlu tutulamazdı. şiddetin nesnesi olmak istemeyenler, kurtuluşu galeyan duygusu yüklenmiş kalabalıklara karışmakta buluyordu. toplu cinayet ve linç seansları kalabalıklara yabanıl bir itki ve cesaret yüklüyor; herkes içindeki katili meşrebine uygun cinayetlerle besliyordu. linç şölenlerinde kolluk güçleri, kurtarıcılar olarak görüntü veriyor; kurbanları ayak altından çekip sürükleyerek karakollara, oradan da hastane morglarına taşıyarak ebedi sükuneti sağlanmaya çalışılıyorlardı. toplu cinayet seanslarından ezkaza sağ kurtulabilenler, ölmeyi becerememiş olmanın kefaretini coplar, kalaslarla ödüyorlardı kapatıldıkları hücrelerde. böyleyken, kurbanların boğazlanırken attıkları çığlıklar ağır tahrik unsuru sayılıyor, cellatlara nefsi müdafaa hakkı doğmuş oluyordu. avcıların gözü pekti kar kış demeden sürüyordu sürek avı. tam- tamlar, borazanlar susmak bilmiyordu. dağ – taş kundaklandıkça çoğalıyordu vatanseverler! mutluydu silah tüccarları. kargo uçakları yeni silahlar taşıyor “bir de şunu deneyin, diyordu dünyanın silah tüccarları, garantili ölümler getirdik size; bunlar avantalarınız, bunlar ceset torbalarınız, kefen bezleriniz, kan payınız!..” diyerek bırakıp gidiyorlardı ölümü çoğaltan ne varsa. gidiyorlardı yeni siparişleri karşılamaya. mutluydu komisyoncular, paravan ihale şirketleriyle emekli kurmaylar ve yaverleri! nefti ormanlarda tutuşan ala geyiklerin, kurdun, kuşun, kelebeğin iniltisini duyan yoktu. uğrular, ölüm mangaları ve terliksi hayvanlar sarmıştı her yanı, ölümcül bir salgın kırıp geçiriyordu ülkeyi. radyolar, televizyonlar, gazeteler ölüm haberleri taşıyordu ev içlerine hiç durmaksızın: boğdurulmuş, kurşunlanmış, etleri koparılmış, dağlanmış, parçalanmış, bitimsiz ölüler… bir çukurdan bir çukura buldozerlerle taşınan kadavralar; kadavraları izleyen kan tutmuş kalabalıklar ve sokak köpekleri! arkası yarına kalan cenaze törenlerini pembe dizilerimiz izlerdi ve sonra sosyete haberleri, rüya tabirleri, çay partileri, yedek kupona kalmış umutlar, vadesi dolmuş senetler ve can pazarı!.. şimdi, şu an size uzak yakın bir yerde katiller, çekildikleri dinlencede, yeni cinayetler tasarlıyorlar. sokağınızdan, yanı başınızdan alınıp kuytuluklara kadavrası bırakılanlar siz değilsiniz ne mutlu!. akşamına şükür duygusuyla varılan evlerinize şenlik, iyilik, güzellik daha ne olsun! sözün üzerinize alınacak tarafı yok söz sizden teğet! Olup bitenleri hızla unutmaya, ötelemeye ve kendine yalan da olsa başka bir gerçeklik aramaya, uyduruk da olsa moral bir avuntu bulmaya eğilimli toplum, kendince bir çözüm buldu derken, toprağa gömdüğü yerlerden baltalarını ve paslı mızraklarını çıkarmış biliyor yeni baştan birileri; babadan oğula mükerrer bir kötüyü oynamaya yazgılıymış gibi... »
7 Yorum Var
1Yorum MaviUmut yazdi Pazartesi, 17 Mart 2008 11:30 Kalemini hayranlıkla takip ettiğim Dersimin has şairi ve yazarı Emir Ali Yağan abime sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
2"tebrikler..." acuneren yazdi Cuma, 08 Ağustos 2008 12:32 Tebrikler üstad, çok anlamlı bir yazı
3Yorum Zeynep yazdi Salı, 12 Ağustos 2008 11:04 Kalemine yüregine saglik.Paylastigin icin tesekürler.
yüreginiz ve kaleminiz susmasin... 4Yorum Hıdır IŞIK yazdi Cumartesi, 25 Nisan 2009 09:27 Gerçekten çok güzel bir çalışma olmuş. Bildiğimiz ama bildiğimizi
anlatırken gerçekliğini iyi vurgulanmasının gerektiği bir konu işlenmiş. Tebrik ederim kaleminizi ve duyarlı yüreğinizi... 5Yorum güler ataş yazdi Pazar, 26 Nisan 2009 15:38 diliniz hiç susmasın.kaleminiz hiç durmasın. ama bu yazı ikiye hatta üçe bölünür yazı. belki yazı dizisi yapabilirdiniz. o zaman yazar anlatabilme ve anlaşılma kaygısından da uzak durmuş olurdu. yani okurken eften püften okumadım. genelde dikkat dağınıklığı yaşadım okurken. biraz da dağınık bir yazı hissi verdi bana. kaleminizin ustalığını bildiğim için, şöyle düşündüm.acele yazılmış bir yazı..
buraları kendine okul etmiş bir anlayışta olduğum için, böyle bir yorum çıktı benden.. teşekkürlerimi bıraktım size ve yazınıza..bir sonraki yazınızı bekliyorum.. 6Yorum yusuf yazdi Perşembe, 15 Ekim 2009 19:03 ellerinize sağlık gerçekten çok güzel bir yazı
7"evet öyle üstad" imgeavcısı yazdi Pazar, 18 Ekim 2009 18:30 evet öyle üstad ve daha fazlası.. bilen bilir, bilmeyen objektif bir yaklaşımla hakikati görme adına araştırsın kim iyi çocuk, kim büyük.. ve siz, onlar iyi diyen, evet siz..!
Unutmayın, satar bir gün satın alınan, satın alanı da... kaleminiz daim olsun üstad, sevgiyle. » Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giris yapin veya üye olun!. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 27 Aralık 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() | Bugün | 26 |
![]() | Dün | 79 |
![]() | Bu Hafta | 552 |
![]() | Bu Ay | 359 |
![]() | Toplam | 101054 |
| Şair : asikkosani |
| Şair : dengbej |
| Şair : korku |
| Şair : MaviUmut |
| Şair : MERDAN |
| Şair : ercan kızılay |
| Şair : erdiven |
| Şair : ercan kızılay |
| Şair : yorgunkalem |
| Şair : MERDAN |
| Şair : guldestan |
| Şair : erdiven |
| Şair : akmangedik |
| Şair : brecht |
| Şair : erdiven |
| Şair : Tayyibeatay |
| Şair : guldestan |
| Şair : bedriadanir |
| Şair : guldestan |
| Şair : erdiven |
| Şair : Özer Dudu |
| Şair : Serkan Engin |
| Şair : Sigirtmaci |
| Şair : guldestan |
| Şair : guldestan |
| Şair : erdiven |
| Şair : Serkan Engin |
| Şair : Serkan Engin |
| Şair : guldestan |
| Şair : Sigirtmaci |
![]() |
Konular | Yazar | ||
|
:70 bin kişiye 'Evet'li iftar!... | (10) | Eylem | |
|
Sadece Haliç’iniz değil, ülkeniz... | (11) | mert | |
|
:Faşizm ve aydınlar- Eren Buğlal... | (60) | DİYAR | |
|
Egemenler arası mücadele, refera... | (22) | Arda | |
|
:KÖPEKLEŞEN ŞAİRLERİN ANATOMİSİ... | (126) | yalçınkaya | |
|
:Toplum Dil Ve Kimlik | (88) | niko | |
|
:Referandum, liberal akıl, hayır... | (46) | Eylem | |
|
Star yine Halkevleri'ne saldırd... | (22) | Dirensen | |
|
:10.MUNZUR KÜLTÜR VE DOĞA FESTİV... | (79) | niko | |
|
Seyduna & Sahrud 5 Albümü çıktı.... | (66) | Eylem | |
|
Kral yine çıplak! - Deniz Canan | (43) | Umut | |
Toplam Forum Konusu : 1048
Toplam Forum Mesajı : 2263 |
||||
ARDINA DÖN'ÜYORUM | Yazan: figen62 |
Ramazan İti | Yazan: figen62 |
"Nasıl da büyüdük..." | Yazan: figen62 |
KEKEME HAYATLAR… | Yazan: figen62 |
bir yirmi dört nisan şiiri | Yazan: figen62 |
adım adıma | Yazan: figen62 |
YÜREĞİME HOŞ GELDİN | Yazan: figen62 |
KEKEME HAYATLAR… | Yazan: mert |
Ramazan İti | Yazan: mert |
"Nasıl da büyüdük..." | Yazan: erman |
Ramazan İti | Yazan: erman |
adım adıma | Yazan: ercan kızılay |
adım adıma | Yazan: ercan kızılay |