|
Yazar Zeynep Zaycı
|
|
Cumartesi, 14 Kasım 2009 |
|
Zamanların hiçe sayıldığı, öykülerin tozlanmaya bırakıldığı, çocukların kolay yem olarak görüldügü, gülüşlerin yerini yüksek kahkalara bıraktığı, kadının pazarlandığı yıllarda bütün bunlardan uzak yaşayan minik mino'lar varmış.
Mino'lar minik, sevimli, kocaman gözlü ve peri kulakları gibi hasas, duyguları hisedebilme yeteneğine sahiptir. Bu yüzden nazik ve mutluluğu doruğunda yaşayan bir halktır. İnsanlarin onları görmedikleri bugüne kadar onlar için bir sans diye düsünürken, bir yanım dünyanın her geçen gün daraldığını söyledi öteki yanıma.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Güler Ataş
|
|
Salı, 24 Mart 2009 |
|
Sokaklar yine bayram yeri.. Cebimden gidecekleri hesaplamak moralimi bozsa da, kaybedecek fazla bir şeyim olmadığını düşünüyorum. Pay ve payda hep bütün bir pasta ile anlatıldı bize. Dilimlendiğinde bize düşen kısmı da payımız oldu hep. Gerçi halâ pastanın tadını bilmeyen çocuklar var bu ülkede. Hani matematiği bile bilmedikleri bir tatla öğreniyorlar. Şimdi köşe bucak dediğimiz yörelerin çocukları nerede yuvarlak bir şey görse pasta sanır belki.
Yuvarlaklık ayıp sayılsa da bizim ülkemizde, hesap ortada.Geriye dönüyorum ne kadar çok şeyde seçmeye zorlandığımı görebiliyorum. Ama ileriki aşamalarına bakarken hayatımın bir kez olsun seçimsiz karar vermek istiyorum. Kendini seçilmeye değer bulanları seçmeye çalışmışım.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Mehmet Korkmaz
|
|
Pazartesi, 23 Haziran 2008 |
|

Toplayıp suratımın döküklüğünü, adressiz kentlere gitmeliyim. Kulağımda nazlı bir uğultu tekerlek asfalt sevişmesi. Otobüsün içinde memed, cam tarafında…Huzur yeşil kirpikleri.Gitmeliyim…Güne gece örtmeliyim, yıldız serpmeliyim yollara. Geceye gün çalmalıyım,güneş içmeliyim sabahleyin…Gitmeliyim.
En huzurlu zaman, yıldızlı bir gök altında otobüsün yanından hızla geçen ağaç görüntülerinin belli belirsiz akışında saklı. Ne bakkaldan tuz, ne belediyeden gaz, ne de elektrik telefon faturası. Yaslayıp yorgun bedeni koltuk rahatına, gitmeli bulut yağmur ıslaklığına. Levhaların azalan rakamlarına aldırmadan, çay molası düşleyerek gitmeliyim
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Bilal Can
|
|
Perşembe, 15 Temmuz 2010 |
|
kan gürültüsünden uyandı şehir
her damla kana bir can daha verdi şehir.
Ne de çok kızgınsın. Ne de ürkek. Sanırım gözlerinin çapaklanması, rüzgara baktığındandır. Yoksa diğergâmlığın hali öyle ağlatmaz adamı.
Sabahsın. Hem de bir tarafı denize konmuş olan. İlk duam kadar, dilime plesenk olmuş harflerinin kırılgan sesleriyle.Yağmur, harp düzeneğinde, bombalarken saçlarımı, yoktun, oysa-ki sarılabilirdin peşine düştüğüm uykunun.
|
|
Devamını oku...
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 13 - 16 Toplam: 140 |