|
Yazar Arjin
|
|
Salı, 16 Şubat 2010 |
|
Karlı bir bahçemiz vardı o zamanlar. Bir de arıları o komşunun. Balkonumuz ahşap döşemeli, önü açıktı. Malatya'nın ücra bir köşesinde yaşama savaşıydı bizimkisi. Aslında benim savaşım olamaz. Çünkü hiçbir şeyden habersiz yaşıyordum. Çocuktum, güzeldim, saftım, temizdim... Henüz kötü aşk hikâyelerim, başarısız tensel deneyimlerim, kavgalarım, karnemde zayıflarım olmamıştı hayatta. Hiç yere düşmemiştim ki bacağım kanasın.
Sadece gülen gözlerim ve küçük bir bedenim vardı hayata yansıttığım. En güzeli de; zaten ben yansıttığımdan ibarettim. Ne fazlası, ne eksiğiydim. Her salonda giyecek farklı bir maskem yoktu. Annemdi hayatıma ilk soktuğum kadın. O beni umarsız, sebepsiz, karşılıksız sevmiş bir kadındı. Yıllarca ben de onu sevdim. Sonra galiba biraz büyüdüm ve aldatmayı öğrendim.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Bedri Adanır
|
|
Çarşamba, 26 Kasım 2008 |
|
“Sevinçler hep uzak ihtimallere kilitleniyor;
Berrak sular, keyifle sektirilen taşlarla kirleniyor!”
Henüz uyumuştu Rojbin. Okul formasını üstünden çıkarmadan yatağına kıvrılmış ve öylece uyuyakalmıştı. Gece geç uyumuş, sabah da erken uyanmıştı. Bir saat geçmeden yatağından korkuyla fırladı. Açık bıraktığı pencereden caddeyi baştan aşağı gözleriyle süzdü: Çocuklar henüz dönmüştü okuldan. Sobalar ikinci kez henüz yakılmıştı. Soba kovaları çöpe henüz boşaltılmıştı.
Diyarbekir sessizliği çekmişti üstüne. Görenler korkunun arkasına gizlenmiş sanıyordu Diyarbekir’i. Surlarının dışına itilmiş, savaştan yenilgiyle çıkmış gibiydi... Herkesin gözünde sakladığı bir damla gözyaşı vardı, inadına akıtmadığı. Herkesin söyleyeceği bir söz… Ama suskundu işte şehir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Kenan Can Yoldaşlar
|
|
Çarşamba, 19 Ağustos 2009 |
|
Herkesi ‘’önemli’’ olma telaşı almış gidiyor.
Oysa süreç dediğimiz şey sona eren bir olgudur. Başlayan ve biten…
“tarihin akışı”, “objektif koşullar”, “insanlık ideali” tanrısal ilke” ''din mistizmi'' ''popilizm'' gibi soyut, baskıcı kavramlarla haklılaştırılmak (istenen) isteyen insan, yeryüzündeki bütün pislikleri üzerine almaya hazırlanmış, bütün zorbalarla işbirliğine önceden razı olmuştur gibi geliyor bana…
Bazen kuralları yıkmak istersiniz. Kendi kurallarınıza tutunup, ona göre oynamak, ona göre yaşamak istersiniz. Ama belki de bin yıldır ‘’yabancıya’’ ve ‘’ötekine’’ alışmış Anadolu halkı tipik örneklerini sergiliyorlardır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Lokman Kurucu
|
|
Pazartesi, 21 Aralık 2009 |
|

'Tilki yetişemediği üzüme ekşi dermiş' gibisinden bir ruh hali..Yok ! Zaten istemedi.Kibire oynadı.Korkuya oynadı.Üç günlük dünyasına inandı.Oysa sen.Ne çok mu seviyor,ne çok mu anlatamıyor,inandıramıyor,kalakalıyordun gecelere,öyle mi?Yok!Çok söylendi,kokusu çıktı,geç şimdi bu şarkıyı,geç..Yetişemedin,yetmedin,yetmedi.
Şimdi.Başka bir şarkı.Hadi,içinde gitmek olan.. Anayoldan kaçışan araba sesleri..Şiddetli bir yağmur yağsın.Şimşekler çakıyor olsun.Bir takım adamlar telaş içinde..Çocuklar,ah,çocuklarsa oyun oynuyor olsun sokakta;'güm güm' diye korku salan şimşekleri bile takmadan,tatlı sesler,sıcak gülücükler döküyor olsunlar arklara.Güzel.sıcak ve..
|
|
Devamını oku...
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 25 - 28 Toplam: 140 |