|
Yazar Bedri Adanır
|
|
Çarşamba, 24 Haziran 2009 |
|
''Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim.” U. Meinhof
Öfkemi büyütüyor bu şehir… Yaşamı sevincimi törpülüyor. Sonra yeşil parkeli bir genç kulağıma eğilip “başka bir dünya mümkün” diyor. Yüzümü dönüyorum, kimse yok. Sağıma bakıyorum, kimse yok, soluma bakıyorum, yok… Nefesi değdi enseme, hissettim. Fısıldadı, duydum; ama yok işte… Derinlerden bir ses, uzaklardan… Sesinin yankısı kaybolmuş, ses telleri yırtılmış sanki… “Sesim ol” dercesine bir ses tonuyla, bir kez daha seslendi: “Başka bir dünya mümkün!”
Bu şehir çalarken tüm sevinçleri, her cadde, her sokak, her adım başı; bütün bu şehir; her yerde başka bir insan manzarası… Neresinden baksan “gamsız hayat!” Neresinden baksan bir kayıp hikâyesi… Ve ölüm uykusundan silkerek uyandırırcasına bir ses: “Başka bir dünya mümkün!”
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Serkan Engin
|
|
Perşembe, 15 Nisan 2010 |
|
Kapıyı açar açmaz bir çığ gibi devrildi üzerine yalnızlık.Güç bela kalkıp ayağa, üzerindeki hayal kırıklığı tozlarını silkeledi. Önce usulca beline dolandıysa da karanlık; hiç yüzvermedi. Mekanik bir hareketle açtığı lambadan çürük sarı bir ışık bir beddua gibi odaya yayıldı. Tablasını bir yana bıraktı, umutlarını bir yana. Geçmişinden soyunur gibi çıkardı ceketini. Kaç yıl olmuştu İstanbul'a geleli ?..
"İstanbul, geçkin orospu!" dedi tükürür gibi. Kekeleyen adımlarla çıkmıştı merdivenleri, ulaşmak için yalnızlığın teras katına. Ağır bir parfüm kokusu yapışmıştı üzerine birinci katta, Okşan'ın kapısının önünden geçerken. Okşan ki namlu gibi bakardı geceye. Çirkefi çiğnerdi kaldırımlarda kırk dört numara topuklu ayakkabılarıyla. Kendini temize çekerdi her sabah çocukluğunun pamuk helvası rengindeki bol köpüklü bir traşla.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Boran Nuwal
|
|
Perşembe, 10 Haziran 2010 |
|
Dişlerini sıkarak ağız içi boşluğunu korumaya aldı...
Kilidi içeriden açmaya çalışıyordu çocuk. Büyük bir el çekti omzundan , okşayarak. Daha da içerilere doğru götürdü çocuğu. Damlalar, kafatasının iki boşluğundan akmaya başladı çocuğun, ayakları hükümsüzdü, sürünmekteydi çocuk. Gözlerinin kendini alamadığı kapıdan uzaklaştırılıyordu. Elin sahibi bir çukur kazmakla meşguldü ; Düşen damlaları , düş ve umudu gömdü.
Gömülerde bir evi oldu çocuğun. Artık kapının berisinde bir duvar oluşuyordu , çukuru kazan el örüyordu duvarı. Ve çocuğa, daha sonradan daha büyük ve dayanıklısını örmeyi salık verir gibiydi. Başka kapılar , hep daha fazla kapılar konuldu çocuğun önüne, ve çocuk bir çok kapıdan girip çıkıyordu duvarın beri tarafında.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Hıdır Işık
|
|
Cuma, 04 Aralık 2009 |
|
Hadi susturun!
Hayal dünyamızı; susturabilirseniz…
Ki çocuk düşlerinde büyümüşse insanlığın onuru,
Susturamazsınız…
Emperyalizm, hiçbir zaman yakıcı bir sevda olmamıştır; olamayacaktır da… Sınırlarını kanla, gözyaşıyla çizerken ancak ve ancak yanıcı bir ateş olmuştur ama unutulmasın ki bir gün suyun saydamlığı yenecektir emperyalizmi.Suskun coğrafyalar bir gün çağlayacaksa ve yarının çocukları hesap soracaksa Ki böyle olacaktır; işte o zaman insanlık onuru devinim yaratacaktır ve hırçın bir dalga gibi bozguna uğratacaktır emperyalizmi. İnanın dostlar, bozguna uğratılacaktır emperyalizm…
|
|
Devamını oku...
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 33 - 36 Toplam: 140 |