|
Yazar Hıdır Işık
|
|
Cumartesi, 15 Mayıs 2010 |
|
Soğuk bir kışın bahar dönemecinde, hüznün güncesi yazılıyordu sarımsı,çöl bozması topraklara.Yüz yıllardır savaşlara ev sahipliği yapmış Mezopotamya’nın yorgun duruşu.Üzerinde yaşayan insanların yüzlerine yansımıştı sanki.Irak’ın başkenti olan Bağdat’ın kuzeyindeki Erbil şehrinde, şehrin ötelenmiş sokaklarından birinde, hafif bir yamaca komşu tek katlı bir evde Baran adlı Iraklı bir adam ve ailesi yaşıyordu.
Baran’ın 6 aylık çocuğundan dolayı bir tarafı mutluluk içersinde, diğer bir tarafıysa son zamanlarda ortalıkta dolaşan yakında savaş başlayacak söylentilerinden dolayı korku içindeydi. İki duygu arasında uzanan boğucu zaman, geceleri derinden çektiği sigara dumanına arkadaşlık ediyordu sanki. Baran eşiyle, çocuğu, annesi, babası, erkek kardeşi ve ablasıyla birlikte aynı evde yaşıyordu. Ev kalabalık olmasına rağmen mutlu ve kendi halinde geçinip giden bir hayatları vardı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar ARJİN
|
|
Perşembe, 04 Şubat 2010 |
|
Kararsızım, yalnız ve kentsizim sen gittiğinden beri... İsimsiz gülücükler taşıyorum ceplerimde. Birini bulsam; ikisini kaybediyorum. Talan bir "of " çekiyorum her nefes alışımda. Kaldırımlarını özlediğim kentimde kayboluyorum. Kentsiz kalıyorum. Acemi ıslıklar çalıyorum, solmuş meşe ağacı yapraklarının gölgesinde. Acımtırak bir sen dökülüyor kara bulutlarıyla gecemi kızıllaştıran göklerden... Kızıl bir sen beliriyor gözlerimin gölgesinde.
Saçlarından tutunuyorum hayatın ölü haline. Kentimi arıyorum sokak aralarında; gölgesine bile rastlayamıyorum. Nafile arayışlarım son bulmuyor, yine de, bıkmadan, usanmadan soluyorum havasını kentimin. Hiç bir adresi olmayan birine, bana kamyonlar dolusu yalnızlığın postalanması revamıydı? Pervasız rüzgarlar doluyor kırık penceremden, bahar havası görmemiş odama. Odam havasız, ben kent…
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Boran Nuwal
|
|
Çarşamba, 11 Ağustos 2010 |
|
Tam uykuya dalacaktım ki , tanrılar kulağıma bir şeyler fısıldayıp kaldırdılar beni sıcak yatağımdan. Aslında konuşan bay Kapitalizm’di , tanrılar sadece onu dinlemem için dürtmüşlerdi beni. Bay Kapitalizm beni kendisine rakip görüyordu besbelli. Fakat gururlanmam uzun sürmedi ve bay Kapitalizm beni kendisine elçi olarak seçtiğini , onun söylediklerini siz insanlara iletmekle görevlendirildiğimi söyledi.
Karşılığında , maddemin ve ruhumun bütün ihtiraslarını karşılama , doyuma kavuşturma vaadinde bulundu. Onun için bay Kapitalizmden söz ederken sınırsız mutluluk duyuyorum. Şimdi onun ilahi sesine kulak verin, yedi kat göğün üstünden değil teninizin içinde konuşuyor efendimiz!
|
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Zeynep KURİŞ
|
|
Pazartesi, 11 Ocak 2010 |
|
Sussan da susmasan da; çok şey anlatır sonrasızlığım.
Dipsiz bir kuyuya inmek değilmiş gibi eksikliğim... Hançerine muktedir yaram, Asterya! Maharetin alttan altakanatmaksa, senden yana ne varsa düş/sün arsız cümlelerimin bitimine...
Yıkık kentlerde düşler "heba" olur Asterya.
Gözlerini kıyısına iliştir göğün...
Ahd edip nara düşerken sesim, kanıksanıyor acı bile. İsimsizliğim,
kimsesizliğimden değil, bilmiyorsun. Usulca yumuyorum gözlerimi, karanlığı zehre bulanmış gecemin...
|
|
Devamını oku...
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 9 - 12 Toplam: 139 |